26 Temmuz 2018 Perşembe

Seferihisar, Çeşme

Her günkü rutinden farklı "en azından" bir kaç gün geçirebildiğin, yanında sevdiklerin varsa tadından yenmeyen, bana göre yeni yerler gördükçe anlam kazanan; tatil denen şey, sen ne güzelsin! Kısa sürüyorsun, o ayrı :)

Bu yaz ne zamandır gitmek istediğimiz İzmir'de ilk tatilimizi yapmaya karar verdik. Nereye gitsek, nerede kalsak araştırmaları sonucu Seferihisar ve Çeşme'yi gözümüze kestirdik. Seferihisar'ın sahil kasabası Sığacık ve Çeşme'nin popüler bölgesi Alaçatı'da kalmaya karar verdik. Biz genelde her şey dahil olmayan, serpme kahvaltılı, az odalı butik otelleri tercih ediyoruz. Otelin denize veya şehrin merkezine yakın olması da tercih sebebi tabi.    

Temmuz'un ilk haftası arabayla İstanbul'dan Sığacık'a 6 saate gittik. 2 gece konakladığımız Maya Bistro Hotel, tek katlı, balkonlu odaları olan, kahvaltısı güzel, kendi plajı olan bir butik otel. Ayrıca yanındaki Atlantis Otel'in havuz ve tesisini ücretsiz kullanabiliyorsunuz. Otelin Büyük Akkum Plajı'nda kendi tesisi var. Yürüyerek bir dakika içinde plaja ulaşmak gerçekten büyük kolaylık. Hava genelde rüzgarlı, deniz biraz taşlık ve hafif yosunluydu. Denizin çok cazip olduğunu söyleyemem ama genel anlamda atmosfer güzel. Plajda otelin restoranını kullanabiliyorsunuz. Yine o civarda yemek yiyebileceğiniz yerler, gözlemeciler de var. Otel, merkeze bir kaç km, minibüs veya taksiyle ulaşım kolay.



Sığacık, Türkiye'nin ilk Cittaslow (Sakin Şehir) ünvanını alan şehri. Özellikle Kaleiçi bölgesi çok sakin, herkesin yaşamak isteyebileceği güzellikte. Renk renk çiçeklerle bezeli evler genellikle otel veya kafe olarak kullanılıyor ama orada yaşayan şanslı bir azınlık da var.  Yıllar önceki Kavak Yelleri dizisinin bazı sahneleri burada çekilmiş. Biz sokakta dolaşırken yeni bir dizi de çekiliyordu.    

Pazar günleri yerel halkın meyve, sebze, ev yapımı kek, baklava, sarma ve daha bir çok ürünü sattıkları bir pazar kuruluyor Kaleiçi'nde. Biz akşam üstü ucundan yakaladık pazarı. Orada gezmek bile keyifli.

Sığacık merkezde limana yakın kısımda yan yana dizilmiş balıkçılardan Çakoz'a gittik akşam yemeği için. Balık, kalamar ve çok çeşitli olmayan mezeler güzeldi. Ancak yoğunluktan yemeklerin gelmesi uzun sürüyor. Diğer akşam da Kaleiçi'nde dolaşırken görüp beğendiğimiz Milos'ta yemek yedik. Normalde rezervasyonsuz yer bulunmuyormuş, şansımıza o anda boş bir kaç masa vardı. Mekan, sokaktaki masaları, fondaki Yunan müzikleri, yemekler oldukça güzeldi. Mezeler (özellikle girit ezme, deniz börülcesi, patlıcan salata, fesleğenli mezgit), kalamar, balıklar hepsi taze ve lezzetliydi. Yalnız tek sıkıntı balığın gelmesi çok uzun sürdü. Oğlum ızgara köfte yedi, o da lezzetliydi.        



Sığacık'ta 2 gece kaldıktan sonra tatilimizin 2. durağı Alaçatı'ya gittik, arabayla yaklaşık 1 saatte. Evliyagil Hotel By Katre'de kaldık. Taş binadan oluşan otel, en az fotoğraflardaki kadar hoş! Odaları, avlusu, havuzu, kahvaltısı gerçekten güzel. Yalnız işletme biraz zayıf, ufak tefek sıkıntılar yaşadık ama yine de gittiğimize pişman olmadık. Akşamları havuz kenarında güzel müzikler eşliğinde iyi vakit geçirdik. Eğer gidecekseniz tavsiyem havuz tarafındaki odalarda kalın. Otel yol üstü olduğu için gece camı açtığınızda dışarıdan çok ses geliyor.   

İlk gün otelin anlaşmalı olduğu Delikli Koy'daki Paradiso Beach'e gittik. Hafta içi olduğundan mıdır bilmiyorum ama plaj neredeyse bomboştu. En öndeki şezlonglara yayıldık, çok rahattık. Oğlum denizi çok sevdiği için neredeyse hiç çıkmıyor sudan, o yüzden ön taraflarda olmak her zaman tercih sebebimiz. Denizin girişi biraz taşlık ama su gayet ılık ve tertemiz. Mekanın yemekleri de fena değil, özellikleri pideleri güzel. Ancak fiyatlar yüksek tabi. 

2. gün meşhur Ilıca Plajı'na gidince neden buranın bu kadar övüldüğünü çok iyi anladım. Bugüne kadar gördüğüm en berrak ve temiz denizlerden biri. Su neredeyse sıcak, kumu o kadar güzel ki! Tek sıkıntı Çeşme'nin genelinde olduğu gibi rüzgar. Bu yüzden de deniz dalgalı. Gerçi biz dalgalı denizde daha çok eğleniyoruz. Ilıca Plajı çok uzun bir plaj. Özel işletmelerden şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. Ancak yemek yiyecek bir yer bulamadık o civarda. Öğleni simitle geçiştirip oradan çıkınca Kırçiçeği'ne gittik. İstanbul'dan bildiğimiz bir yerdi zaten. Pideleri, ızgaraları hepsi güzel.        



Otelimiz, Alaçatı merkeze 1-2 km mesafedeydi. Akşam üstleri erken giderseniz araba park edecek yer bulmak sorun olmuyor. Alaçatı; Bengovilli evleri, lavanta kokulu renkli sokakları, yeldeğirmenleriyle meşhur güzel bir yer. Ancak bu kadar pahalı ve popüler olmasını neye borçlu gerçekten bilmiyorum :) Alaçatı'da fiyatlarına bakmadan bir mekana girerseniz diliniz yanabilir. Araştırmadan, fiyatları sormadan bir yere gitmeyin. Biz ilk gün kalabalık olmasına ve yine idare edebilecek fiyatlarına bakarak Kaptanın Yeri'ne gittik. Pek fazla meze çeşidi yok ama balıkları taze ve güzeldi. Diğer gün hemen yemeğimizi yiyelim, bol bol gezelim diye Cafe Eftalya'da mantı yedik. Fiyat, performans olarak çok iyi değildi. Alaçatı'nın kumrusu meşhur ama ben sevmediğim için yemedim. Hasan Mersin Tarihi Rumeli Pastanesi'ni dondurma konusunda kesinlikle öneririm. Pek dondurma sevmediğim halde her gün bal, badem ve karadutlu dondurma yedim. Damla sakızlı dondurmasıyla meşhurmuş aslında.



Hediyelik eşya satan çok fazla yer var ama pek fazla orijinal bir şey yok. Damla sakızlı lokum, reçel veya kurutulmuş lavanta alınabilir.   

Ayrıca;  


  • İstanbul-İzmir yolunda Susurluk'ta mola verirseniz Düzdağ Tostçusu'na uğrayıp salçalı, karışık tostundan yemenizi öneririm, tabi yanında meşhur ayranıyla. Dönüş yolunda ise Gelenbe'de Ceren Tur'da yemek yedik. Bugüne kadar gördüğüm dekorasyonu en güzel mola yeri diyebilirim. Günlük çıkan yemekleri ve kurabiyeleri de gayet güzel. Ekşi mayalı ekmeğinden almanızı öneririm. 
  • Sığacık'ta kalmak için 2 gün yeterli. Küçük bir yer olduğu için her yeri kolaylıkla gezebilirsiniz. Eğer ilginiz varsa Teos Antik Kenti buraya çok yakın.
  • Alaçatı evet güzel ama biraz şişirilmiş bir yer. Sürekli rüzgarlı olduğundan sörfçüler için bir cennet. Restoranların bu kadar pahalı olması da anlamsız. Ancak gidip görmeye değer. Eğer ileride tekrar gidersek Ilıca'da denize yakın bir otelde kalmayı tercih ederiz sanırım. Sığacık'a sonbahar gibi gidip güzel sokaklarında gezmek isterim tekrar. 
  • Temmuz'un ilk haftası hava gayet iyiydi, aşırı sıcak olmadığı için ve de rüzgarın serinletici etkisiyle çok bunalmadık.  
  • Sonuç olarak biz hem Çeşme'yi, hem de Seferihisar'ı sevdik. İlerleyen yıllarda tekrar gitmek umuduyla... :)     


Not: Çekirdek ailemle tatilimize eşlik eden canım kardeşim Erman'a fotoğraf desteği için teşekkürler :)  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder