23 Kasım 2018 Cuma

Belgrad, Novi Sad

Özellikle vizesiz olduğu için tercih edilen, yakın, fiyatları makul, güzel şehir Belgrad’a Kasım’da gitmek için yaklaşık 6 ay önce kampanya zamanı biletlerimizi aldık. En büyük şansımız Kasım ortası olmasına rağmen havanın güneşli ve çok soğuk olmamasıydı. 

Eşim ve oğlumla birlikte 3 gece kalmak üzere yola çıktık. Booking’den ayarladığımız 2 odalı küçük bir ev olan Centro 1 Apartments’da merkezi bir yerde kaldık. 5 kişinin rahat rahat kalabileceği bir ev. Buradan Belgrad’ın en çok ziyaret edilen Knez Mihailova Caddesi, Cumhuriyet Meydanı, Kalemegdan ve Skadarlija’ya yürüyerek ulaşmak oldukça kolay.

Uçuşumuz Pazartesi günü erken bir saatteydi ve Belgrad saati bizden 2 saat önde olduğu için günü değerlendirebildik. Havaalanından kalkan A1 numaralı otobüsle merkeze yakın bir yere ulaştık. (72 numaralı otobüs de bu bölgeye gidiyormuş). Havaalanından direkt taksiyle merkeze ulaşım yaklaşık 15 Euro tutuyor. Otobüsle kaldığınız yere direkt ulaşım yoksa taksi daha mantıklı. Bize önerildiği gibi hep Pink Taksi firmasının taksilerine bindik ve hiç sorun yaşamadık. 

Eşyalarımızı kaldığımız eve bırakıp önce genel keşife çıktık. Knez Mihailova Caddesi yani bizdeki İstiklal Caddesi'nin çok benzeri trafiğe kapalı caddedenin bir tarafı Cumhuriyet Meydanı'na (Trg Republike), diğer tarafı da Kalemegdan bölgesine uzanıyor. Bu caddede görmeye aşina olduğumuz büyük markalar, sokaklarda ressamlar, müzisyenler, bir çok kafe ve restoran var. Belgrad'ı gezmeye gidip bu caddede yürümeyen yoktur sanırım. 

Caddenin sonuna geldiğimizde Kalemegdan hediyelik eşya standlarının sıralandığı büyük bir park alanıyla bizi karşıladı. Her taraf yeşillik içinde kocaman bir alan. İlerledikçe anıtlara ve kaleye doğru yol aldık. Tam gün batımına denk geldiğimiz için kalenin üst kısmında manzara harikaydı. Yine aynı bölgede açık kısımda askeri müze var. Tank, tüfek, top ve bir sürü askeri malzeme çimlerin üzerinde sergileniyor. Kalenin iç kısmına girerken geçtiğimiz kapının adı Stambol (İstanbul) kapısıydı. Bu bölgede ve bazı başka alanlarda Osmanlı'nın izlerini görmek mümkün. Hemen arka kısımda da saat kulesi var. Yürümeye devam ettikçe Sava ve Tuna Nehirleri'nin birleştiği kısma bakan manzaraya kavuştuk, merdivenlerde oturup anın tadını çıkardık. Kalemegdan sınırları içinde çocukların çok hoşuna gidecek bir dinazor parkı var, girişi ücretli. Bir çok dinazor maketi ve çocuk oyun alanı var. Dinazorların bazıları hareket ediyor, gerçek gibi. Oğlum bu parkı çok sevdi. Çocuğu olanlar es geçmemeli bence :) Kalemegdan içindeki hayvanat bahçesi de görülmeye değer. Oldukça büyük ve bütün hayvanları görebiliyorsunuz. Keşke böyle kısıtlı bir alanda değil de doğal alanlarında görebilme şansımız olsaydı. Kalemegdan'ı görmeden kesinlikle dönmeyin.





2. günümüzde önce Aziz Sava Katedrali'ne gittik. Çok büyük, görkemli bir yapı. Daha çok camiyi andırıyor dışarıdan bakınca. Bir rivayete göre Ayasofya'ya benzetmeye çalışıyorlarmış. Halkın bağışlarıyla yapıldığı için yüz yıldan uzun bir zamandır yapımı tamamlanamamış, ancak büyük bir kısmı açık. Katedralin içi çok aydınlık, özellikle tavandaki eserler hayranlık uyandırıcı. Ayrıca bahçesinde küçük bir kilise de mevcut, onu da gezebilirsiniz. Katedralin çevresinde büyük bir park alanı mevcut. Belgrad bu anlamda da çok güzel. Şehrin ortasında kocaman parklar var. 

Oradan yaklaşık 15 dk'da yürüyerek Nikola Tesla Müzesi'ne ulaştık. Müzeyi gezdikten sonra rehber eşliğinde Nikola Tesla'nın hayatını anlatan bir video izledik. Sonra da bir kaç deneyle elektrik oluşumunu izledik. Rehber size floresan verip deneye katılmanızı isterse mutlaka kabul edin, elektriğe bağlı olmayan floresanın bir anda ışın kılıcına dönüştüğünü göreceksiniz :) Nikola Tesla'nın yaptığı buluşlar sayesinde günümüzde kullandığımız bir çok aletin keşfedildiğini öğrendik. Radyonun mucidi de bilinenin aksine Nikola Tesla'ymış. İlgisi olanlara müzeyi tavsiye ederim. 




Buradan sonra yürüyerek Taş Meydan'a (Tasmajdan) ulaştık. Yine kocaman yemyeşil bir park bizi karşıladı. Aynı zamanda meydandaki Aziz Mark Kilisesi de görülmeye değer. 

Kilometrelerce yürüdükten sonra eve geçip biraz dinlenme molasından sonra akşam üzere bohem mahalle olarak anılan Skadarlija'ya gittik. Yerleri parke taşlarla döşenmiş, sağlı sollu bir çok restoranı olan bir cadde. Sırp müzikleri eşliğinde geleneksel yemeklerden yiyebileceğiniz bir çok yer var. 
Yazın daha canlı ve kalabalık oluyormuş. 

3. ve son günümüzde önce bize yakın mesafedeki Cumhuriyet Meydanı'nı (Trg Republike) gezdik. Burası şehrin merkezi olarak kabul ediliyormuş ve insanların buluşma noktasıymış. Meşhur Prens Mihailo Obrenovic Anıtı da burada. Çevresi tadilatta olduğundan etrafı tamamen kapalıydı. Bu anıtta atın üzerindeki Prens'in parmağıyla İstanbul'u gösterdiği söyleniyor. Anıtın hemen arkasındaki 3 kubbeli ve muazzam bina Eski Yugoslavya ve Sırbistan'ın en büyük müzesi. Bu ulusal 3 katlı müzede binlerce resim, heykel ve 
bir çok  tarihi eseri inceleyebilirsiniz. Özellikle giriş katındaki ilk çağlar koleksiyonu görülmeye değer. Daha sonra Novi Sad'a gideceğimiz için müzenin açılış saati 10'da oradaydık.



Müzeden çıkınca taksiyle otobüs terminaline gittik. 20 dk'da bir otobüs kalkıyor Novi Sad'a. Yolculuğumuz 2 saate yakın sürdü. Terminale ulaştığımızda yürüyerek vakit kaybetmemek için taksiyle kısa sürede merkeze ulaştık. Buranın adı Trg Slobode (Özgürlük Meydanı) olarak geçiyor. Meydana geldiğimizde St Mary Katedrali tüm ihtişamıyla karşımızdaydı. Kapalı olduğundan içini göremedik. Meydanda dikkat çeken bir diğer yapı da belediye binası. Önünde de eski belediye başkanı Svetozar Miletic'in heykeli var. Şehrin en canlı kısmı burası sanırım. Bazı ünlü festivaller de burada yapılıyormuş. Katedralin karşısındaki sokakta bazı markaların dükkanları, çok güzel restoranlar var. Etraftaki sokakları keşfedip, bol bol yürüdükten sonra otobüs terminaline gidip Belgrad'a döndük. Zamanımız kalmadığı için Petrovaradin kalesini göremedik. 

Ertesi gün ufak bir tur sonrası taksiyle havaalanına ulaştık. Yol yapım çalışması olduğu için trafik vardı, planladığımızdan yarım saat daha uzun sürdü gidişimiz. Neyse ki uçağa yetiştik ve mutlu mesut evimize döndük :)




Gelelim benim en sevdiklerimden "nerede, ne yemeli kısmına" :) Belgrad'ın et kültürü çok  gelişmiş. Her yerde domuz eti ağırlıklı olsa da, dana eti de mutlaka bulabiliyorsunuz. Oranın meşhur yemeği cevapi. Bizim İnegöl köfteye çok benziyor. Yanında soğan ve kaymakla servis ediliyor. Bence mutlaka denenmeli. Porsiyonları genel olarak oldukça büyük. Sokaklarda bol bol dilim pizzacılar, hamur işleri dükkanları var. Gittiğimiz yerler de şunlar;


Little Bay: Belgrad'a gideceğimizi duyan birçok kişi burayı önermişti. Bizim kaldığımız eve çok yakındı konumu. Piyano ve opera resitali eşliğinde yemeğinizi yerken gayet keyifli bir akşam geçirebileceğiniz bir yer. Biz et yemekleri ve salata yedik, oğlum hamburger istedi, sadece öğle servisinde yapmalarına rağmen onu kırmayıp yaptılar. Hepsi çok lezzetliydi, garsonlar da çok ilgiliydi. Fiyatlar böyle bir yer için gayet uygun. Biz hafta içi gittiğimiz için kalabalık değildi. Yine de rezervasyon yaptırmakta fayda var. Balkon kısmında oturmanızı tavsiye ederim. 

Boutique: Bir şubesi Knez Mihailova Caddesi'nin sonunda Kalemegdan’a yakın kısımda, diğer şubesi Cumhuriyet Meydanı’nda, tam heykelin yanında. İkisine de gittik. Yemekleri çok güzel, ortam, dekorasyon hepsi iyi. Altta fotoğrafta gösterdiğim etli ve pideli bir tabağı var çok iyi, 2 kişi gayet rahat doyar. Bunun yanında kahvenizin yanına özel şeflerin tarifleriyle hazırlanan tatlılarını da mutlaka deneyin. 

Aurelio Caffe: Cumhuriyet Meydanı'nda Boutique'ın hemen yanı. İlk gittiğimiz gün hava güneşli olduğu için açık kısımda oturmuştuk. Neredeyse tüm masaları doluydu. Burada yediğimiz cevapi oldukça iyiydi ama hamburgeri pek iyi değildi.

Teatroteka: Kalemegdan'dan eve dönüş yolunda tesadüfen görüp atmosferini beğendiğimiz için içeri girdik. Mekan çok orijinal. Burada yediğimiz cevapi fena değildi. Gidilebilir ama fiyat performans olarak yeterli bulmadık. 

Mali Plato Cafe: Nikola Tesla Müzesi'nden Taş Meydan'a yürürken keşfettik burayı. Hava güneşliyse dışarıda oturup, enfes kahvelerinden içebilirsiniz.

Petrus: Burası Novi Sad'da meydanda restoranların yan yana olduğu sokakta. Bugüne kadar gördüğüm en güzel dekorasyonlu mekanlardan biri. Özellikle üst katları görülmeye değer. Yediğimiz makarnalar da oldukça başarılıydı. Novi Sad'a giderseniz hiç düşünmeden buraya gidin.

Simit Sarayı: :) Yurt dışında gördüğümüz zaman mutlu oluyoruz. Her daim demleme çay ve kurtarıcı kahvaltısı bize iyi geliyor. Cumhuriyet Meydanı'na yakın kısımdakine gittik biz.




Genel notlara gelecek olursak;

  • Hava durumu Kasım ortası için beklediğimizden daha iyiydi. Hava serindi ama her gün güneşliydi. Yalnız biz döndükten 2 gün sonra sıcaklıkta 10 dereceye yakın düşüş oldu. Soğuk havada gezmekte zorlananlar için en geç Ekim'de gitmek daha garanti olur sanırım.
  • Kaldığımız ev merkezi konumda olduğu için çoğu yere yürüyerek gittik. Taksi ücretleri de makul olduğundan gerektiğinde taksi kullandık, toplu taşımaya hiç binmedik. Taksi ulaşım fiyatları İstanbul’dakilerle çok yakın.
  • Belgrad çocukla gezmek için çok ideal bir yer. Bir sürü parkı, yeşil alanı ve hayvanat bahçesiyle onları da mutlu ediyor. Canım oğlum bizim gibi yürümeyi sevdiği için bize ayak uydurdu ve hiç sorun yaşamadık.
  • Kendiniz için veya hediyelik bir şeyler almak isterseniz Knez Mihailova Caddesi üzerindeki Katapult'a uğramanızı öneririm. İçinde bir çok el yapımı ürünlerin, takıların ve oyuncakların olduğu standlar var. 
  • Novi Sad mutlaka görülmeli mi derseniz, Belgrad'ı komple gezdikten sonra 1 gün zamanınız kalırsa gidin derim. Yoksa tatilde yaklaşık 4 saati yola harcamak düşündürücü. Ancak çok güzel bir şehir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme