31 Ekim 2019 Perşembe

Gaziantep

Gaziantep, ekim ortasında 30 derece sıcaklıkla karşıladı bizi. İlk kez gördüğümüz fıstık ağaçlarıyla başladı yeni bir yer görme serüvenimiz. Midemizi bayram ettirmek için yola çıktık başta ama farklı kültürlere, yıllardır süregelen bakır işçiliğine, dünya standartlarında yapılan mozaik müzesine, taş binalarına, dar sokaklarına hayran kaldık. Yemekleri de umduğumuzdan güzeldi. Değişmeyen tatil kadromuzla dolu dolu iki gün geçirdik.

Cuma sabah uçağıyla gittik Gaziantep'e. Havaalanından merkeze, taksiyle 15-20 dk gibi bir sürede ulaştık. Otelimiz Anadolu Evleri, şehir merkezinde, meşhur İmam Çağdaş'ın yanındaki merdivenleri çıktığımızda, hemen sokağın başındaydı. Otelin ortadaki büyük avlusu, eski nostaljik eşyalarla yapılan dekorasyonu ve 150 yıllık tarihi bir taş bina oluşu bize cazip geldi. Odalarımız avlu katındaydı. Çocuklar avlu ve odalar arasında mekik dokudular, biz de akşam çayımızı keyifle içtik. Kahvaltı biraz zayıf ama dışarıda yemek istediğimiz çok fazla şey olduğu için buna takılmadık :)


Otelimiz şehir merkezinde olduğu için birçok yere yürüyerek gittik. Merkezin bir tarafında Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı ve Zincirli Bedesten yan yana duruyor. Diğer tarafta ise Gaziantep Kalesi, Emine Göğüş Gaziantep Mutfağı Müzesi ve Hamam Müzesi birbirine çok yakın. Bey Mahallesi, Oyun ve Oyuncak Müzesi, Atatürk Anı Müzesi biraz daha uzakta ama yine yürünebilecek mesafede. Zeugma Müzesi ise merkezden taksiyle 10-15 dakikalık bir mesafede.

Bakırcılar Çarşısı, geçmişi çok eskilere dayanan bakır işçiliğinin devam ettirildiği, ülkemizdeki sayılı yerlerden biri. Buranın en güzel yanı bakır zanaatkarlarının, dükkanlarının önünde yaptığı işçiliği görebilmeniz. Tık tık sesler yankılanıyor çarşıda. Fincan, sahan, tepsi gibi birçok bakır eşyanın yanında, sedef kakmalı hediyelikler, deriden yapılan renk renk yemeniler de mevcut dükkanlarda.

Almacı (Elmacı) Pazarı, Gaziantep'in en eski çarşısıymış. 250 yıllık geçmişi olan bu küçük çarşıda ilk önce fiyatı yüksek olduğu için taneyle elma satılırmış. Şimdi ise Gaziantep'in bir çok dükkanında da gördüğümüz dolmalık kuru sebzeler, baharatlar, hasatına ve büyüklüğüne göre sıralanmış türlü türlü fıstıklar, salçalar, pestiller ve daha bir çok şey var.

Zamanında kasaplara ev sahipliği yapmış, tek katlı, Mısır Çarşısı'na benzeyen Zincirli Bedesten'de ise çok çeşitli hediyelikçiler ve baharatçılar var.



Kaleye doğru giderken gördüğümüz Tarihi Yeni Han'ın içerisindeki Kaleoğlu Mağarası, hem serinlemek için, hem de bu farklı atmosferi görmek için uğranabilecek bir yer. Yalnız mağaranın havası çok nemli. İçindeki otantik dekorlarla süslenmiş kafesi bize çok cazip görünmediği için biraz turlayıp çıktık.

Gaziantep Kalesi ve Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi yine mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Kaleye çıkan merdivenlerden tırmanıp şehri tepeden görmek ve Kurtuluş Savaşı'nda kahramanca direnen halkın ve askerlerin anısına yapılmış heykellerin ve yazılı bilgilerin sergilendiği müzeyi gezmek güzeldi. Müzenin içindeki loş ışıklı yürüme yolu çok iyi düşünülmüş, keşke heykellerin yapımına da biraz daha özen gösterilseymiş.




Hemen kalenin karşı tarafında Emine Göğüş Gaziantep Mutfağı Müzesi var. Çok güzel bir konağın odalarında sergilenen bu meşhur mutfağın yüz yıla yakın zamandır kullanılan mutfak gereçlerini görme fırsatı bulduk müzede. Hemen yakınında Hamam Müzesi var. Çok ilgimizi çekmediğinden, içini gezmedik. Daha önce hiç hamama gitmeyenlere farklı gelebilir :)




Bey Mahallesi, Gaziantep'in tarihi taş evleri ve dar sokaklarıyla ünlenmiş güzel bir bölgesi. Buradaki birkaç konak müzeye çevrilmiş. Oyun ve Oyuncak Müzesi bunlardan biri. Binası ve bahçesi çok güzel, dünya çocuklarının temsil edildiği oyuncaklardan oluşan küçük bir mağara kısmı da var. Oldukça eski ve çok iyi korunmuş güzel bir oyuncak koleksiyonuna sahip. Sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de iyi vakit geçirmelik bir müze. Hemen yanında da Atatürk'ün Gaziantep'te kaldığı zaman kullandığı birkaç eşyasının sergilendiği Atatürk Anı Müzesi var.




Zeugma antik kentinden çıkarılan mozaiklerin sergilendiği Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep'in en önemli noktalarından biri. Meşhur "Çingene Kızı" mozaiği ile ün salmış olsa da, onun dışında da inanılmaz güzellikte mozaik parçalara ev sahipliği yapıyor. Eserlerin çoğunun yağmalanmış kısımlarının olması üzücü. "Çingene Kızı" mozaiği karanlık bir odada, içeri girerken de zifiri karanlık bir koridordan geçiyorsunuz. Yalnız müzedeki büyük mozaik eserlerden sonra "Çingene Kızı" mozaiği diğerlerinin yanında oldukça küçük kalıyor. Binanın içi, sütunlar, cam köprüler, içerideki aydınlatma, çocuklar için düşünülen oyun alanları, uçuk olmayan fiyatlara sahip hediye dükkanıyla ülkemizde olduğu için gurur duyulacak bir müze. 




Gaziantep'e gitmemizin en büyük sebebi; yeme&içme kısmına geldi sıra :)

Çulcuoğlu: Burayı o kadar çok sevdik ki, 2 gün içinde 2 kere gittik. Siz ne söylerseniz söyleyin, çorba, salata, acılı ezme, firik pilavı, cacık, tavuk şiş, meyve tabağı (akşam yemeğinde) ikram olarak geliyor. Burada Ali nazik, kuzu şiş ve kebap yedik. Özellikle Ali nazik çok güzeldi, eti yumuşacıktı. Servis oldukça hızlı, çalışanlar güler yüzlü. Yeri merkezde, Bakırcılar Çarşısı'nın biraz ilerisinde, ara sokakta.

Kebapçı Halil Usta: Hayatımda ilk kez yediğim küşlemeye bayıldım. Eti o kadar yumuşak ve güzeldi ki, tadı damağımda kaldı. İkram getirdikleri kaşık salata da gayet iyiydi. Zeugma Müzesi'ne çok yakın. Eminim müzeye gidenlerin çoğu çıkışta buraya uğruyordur :)

İmam Çağdaş: İlk gün akşam yemeği için gittik. Ancak öğlen çok yediğimiz için pek fazla bir şey yiyemedik. Lahmacunu, Ali nazik kebabı iyiydi. Ancak aynı fiyata, biraz daha iyilerini Çulcuoğlu'nda yedik, yanında gelen ikramlarla. Baklavaları da Çelebioğlu'ndakilerden iyi değildi. İçerisi çok kalabalık olmamasına rağmen hizmette sıkıntı vardı. Merkezin tam ortasında, popüler olduğu için çok tercih ediliyor sanırım. Yiyecekler güzel ama fiyat, performans olarak yeterli bir yer değil.

Çelebioğlu: Çok fazla tatlı sevmesem de tok karnına bile baklava yedim burada, çok beğendik hepimiz. Az fıstıklı, çok fıstıklı ve aşırı fıstıklı opsiyonları var.  Siz baklava yerken, bir kase fıstık da ikram geliyor. Fiyatlar oldukça yüksek ama genel anlamda Gaziantep'te iyi baklavacılarda durum böyle.

Erçelebi Kömürde Kadayıf: Sipariş üzerine o anda yapılan sıcak kadayıf fikri hoşumuza gittiği için denemek istedik. Öğle saatlerinde gittik, içerisi boştu. Sıcak kadayıf istediğimizi söyleyince, kadayıfı hazırlayacak kişi pek memnun olmadı, uzun sürer deyip hazır olanlara yönlendirmeye çalıştı bizi. Sadece künefe malzemesi olduğu için onu yapabileceğini söyledi. Bekleriz dedik ve 15-20 dk bekledik. Beklerken dondurma ve çerez ikram ettiler. Klasik kadayıf yiyemedik ve künefe beklentimizin altındaydı. Hizmeti beğenmediğim için buraya tavsiye edemeyeceğim.

Katmerci Zekeriya Usta: Otelde hafif bir kahvaltı yaptıktan sonra merakımızdan denemeye gittik. Bir tane söyledik, oldukça büyüktü, bize yetti, şekeri yoğun değil, baymıyor. Ben çok sevemedim, arkadaşlarım beğendi. Kahvaltıda tatlı severler deneyebilir :)

Tahmis Kahvesi: Buraya gelip menengiç kahvesi içmeyen yoktur sanırım. Biz de bu geleneğe uymak istedik, bahçe kısmında zor yer bulduk. İnanılmaz bir talep var buraya. Kahvenin yanında nostalji çerezi dedikleri bir çerez tabağı getiriyorlar. Müzisyenler ara ara şarkı söyleyip gidiyor. Fıstık kokusu ve şekerli tadından dolayı menengiç kahvesini pek sevemedim.

Şerbetçi Gara Mehmet: Merkezde dolaşırken tesadüfen görüp kara dut suyu içtik. Tadı, kıvamı çok güzeldi. Oldukça fazla seveni varmış, kargoyla bile gönderiyorlarmış.

Göral Kuruyemiş; Merkezde, büyük bir dükkanları var. İçine girince her şeyi tatmak istiyor insan :) Antep fıstığı, cevizli sucuk ve fıstıklı muska aldık biz. Hepsi çok lezzetliydi. Online satışları da var.





Şimdi de notlar;

  • Ekimde bu kadar sıcak havayla karşılaşınca şaşırdık ama çok sevindik. Akşamları bile ılıktı hava. Yaz sıcağının nasıl olacağını tahmin edince ideal bir zamanda gittiğimize kanaat getirdik.
  • Gitmeden önce kararsız kalmıştık ama iyi ki araba kiralamamışız. Merkezde kaldığımız için çoğu yere yürüyerek gittik. Sadece havaalanı transferi ve Zeugma Müzesi'ne gidiş için taksiye bindik. Bir gün daha kalsak o zaman araba kiralayıp Halfeti'ye gidebilirdik.
  • Her yer ama her yer fıstık :) Fiyatı düşük olanlar geçen yılın hasatı oluyormuş. Düşük dediysem 70-80 tl aralığında kilogramı. Gaziantep'e gideceğinizi önceden kimseye söylemeyin. Baklava ve fıstık hediye için çok pahalı. Onun yerine acı biber iş görür bence :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme